www.halkintakimi.com fanzinidir

21 Aralık 2008 Pazar

Senede birgün.../Emre YÜKSEL

Sabah uyanıp bayram namazına gittikten sonra eve gelip kahvaltımı yaptım. İçimde bir heyecan var, biraz da hüzün; ortaya karışık. Huzurevine gidip insan sevindirecektim. Kahvaltımı yapıyorum; içim içime sığmıyor. Kahvaltıdan sonra biraz dinlendim. Saat 11’e geliyor, gitme vakti. Birlikte gideceğimiz arkadaşlarla buluşmak üzere sözleştiğimiz mekâna doğru yürüyorum. Yolda Şirinyer Parkı’ndan geçiyorum. Bankta yaşlı bir amca tek başına oturuyor. Belki bir tanıdığıyla buluşacak. Belki de –bunu söylemek çok acı ama – evinde! misafir bekliyor. Tam içimden “keşke ona da yardım edebilsek” diye düşünüyordum ki telefonum çalıyor. Arkadaşlarım yola koyulmak üzere, “ Hadi” diye sesleniyorlar bana. O amcaya yardım edememenin burukluğuyla yoluma devam ediyorum. Diğer kartallarla buluşup huzurevine doğru yola koyuluyoruz.

Huzurevi’ne vardık. Girişte sarı renkli binalar gözümüze çarpıyor. Organizasyonu gerçekleştirebilmemizde büyük payı olan Sibel Abla özenle düzenlenmiş, oldukça lüks gibi duran bu sarı binalarda varlıklı amcaların, teyzelerin kaldığını söyledi. Aklımda, içinde bulunduğumuz düzen, paranın işlevi v.b konular seyirdi. Sonra tekrar düşündüm de, ne kadar paran olursa olsun yalnızlık zor be kardeşim. Biraz daha ilerlediğimizde amcalarımızın, teyzelerimizin oturup sohbet ettikleri, çay içtikleri, tavla oynadıkları; kısacası vakit geçirdikleri nezih bir mekân çıkıyor karşımıza. Hemen oradaki yaşlıların bayramını kutlayıp, aldığımız çikolataları veriyoruz. Fotoğraf makinem hazırda. Ben daha önce bir insanın elini öptüğümde bu kadar sevindiğini, bu kadar hüzünlendiğini bu iki duyguyu bir anda yaşadığını hatırlamıyorum. Bizleri hemen bağırlarına bastılar. Mehmet amcanın yanına oturuyoruz.

“Dokuz çay!…” Buraya gelişi için kendisini suçluyor Mehmet amca, gözleri doluyor. Arkadaşımız Nuri onu dinlerken duygulanıyor ve tabiî ki bizlerde. Çaylarımızı bitirdikten sonra Mehmet Amca hesabı ödemek istiyor. Biz ne kadar ısrar etsek de o galip geliyor ve hesabı ödüyor. Ne kadar mutlu, çocuklarına çay ısmarladı. Sonra evleri gezmeye başlıyoruz. Evlerin kiminde 5 yatak, kiminde de 10 yatak var. Bir eve girdik. Karşımızda sakallarını köpüksüz, kuru kuru kesmeye çalışan bir amca. Üzülüyoruz doğal olarak. ”Sıhhatler olsun” diyerek içeri geçiyoruz. İçeride diğer yaşlı amcalar. Çikolatalarımızı ikram ediyoruz. Bu arada ben fotoğraf çekmeye devam ediyorum. Elinde gülüyle bir köşede bayramının kutlanmasını bekleyen amcamızı çekiyorum; mutlu olduğu her halinden belli oluyor. Derken 10 numaralı odaya giriyoruz . Kapıda bizi, kalpleri de kapı numaraları gibi on numara olan teyzelerimiz karşılıyor. Geçen seneki ziyaretimizden bu güne çok şey , ama çok şey değişmiş... Bizi kapıda karşılayan nine şimdi bastonla geziyor.Yemekte yakaladığımız için erken ayrılıyoruz.

Bir başka amcamızın yanına gidiyoruz . Bir köşede oturmuş etrafa bakıyor bayramın verdiği neşenin yansıdığı gözleriyle. Beşiktaşlı olan bu amcamız eski kongre üyesi olduğunu söylüyor ve Sinan Engin’e saymaya başlıyor. Bu hoş muhabbet’in ardından bir fotoğraf çekilip o amcanın yanından da kalkıyoruz.

Artık gitme vakti geliyor. O kadar uzun süre kalmak güvenlik açısından zararlıymış.
Huzurevinin önünde hatıra fotoğrafı çekiliyoruz ve sonra herkes evlerine dağılıyor. Yorucu ama güzel günün ardından bir değerlendirme yaptım kendi kendime ve karar verdim;
Ben bu bayram huzurevindeydim. Artık her bayram orada olacağım.

Ben bu bayram el öptüm.
Her elin farklı bir hikayesi var. Öpmem için uzatılan ellerin ayrı bir hatırası var.
Bir Beşiktaşlı olarak böyle bir etkinliğe katıldığım için önce kendimle , sonra da arkadaşlarımla gurur duydum. Elimden geldiğince yaşadıklarımızı ve yaşattıklarımızı anlattım Daha nice “ huzur”lu organizasyonlara inşallah… Sevgiyle kalın.

Hiç yorum yok:

Biz kimiz?

Biz, büyük olmayı "çok" olmak, önüne her geleni ezebilmek, görgüsüz hezeyanlarını tatmin için herşeyin ve herkesin alınıp satılabildiği ortamları yaratıp sonra da oradan beslenmek olan ve tapınılası tek değeri sadece ve sadece "güç" olarak görenlerin yer aldığı tribünün tam karşısında, Eto'o ların,Pluton'ların,Pakistan'lı bebelerin, Irak'lı dedelerin, Latin Amerika'lı işçilerin,siyahların-beyazların,kızılderililerin-eskimoların-çingenelerin,pazar malı ucuz beyaz pamuklusunun üzerine siyah şeritler diktirerek mahalle maçına çıkan veletlerin, o ucuz formayı o velete etiketini koymadan diken komşu teyzenin, topumuzu bize bedeli ruz-ı mahşerde ödenecek bir "borç" karşılığı veren bakkal amcanın, sözün özü "Halkın Takımı" yız.

İzleyiciler

online ziyaretçiler

Halkın Takımı Dergisi 1. sayı

Halkın Takımı Dergisi 1. sayı
Mayıs-2008

Halkın Takımı Dergisi 2. sayı

Halkın Takımı Dergisi 2. sayı
Temmuz-2008

Halkın Takımı Dergisi 3. sayı

Halkın Takımı Dergisi 3. sayı
Eylül-2008

Halkın Takımı Dergisi 4. sayı

Halkın Takımı Dergisi 4. sayı
Kasım-2008

Halkın Takımı Dergisi 5. Sayı

Halkın Takımı Dergisi 5. Sayı
Mart/2009
Web Stats